Ürün · 29 Ağustos 2026

Ayrıca şu dilde de yayımlandı Español, Norsk

Yöneticilerin yüzde 53'ü verimlilik artışı istiyor, ancak çalışanların yüzde 80'i işi yetiştiremediğini söylüyor

an office with a lot of desks and chairs
Bernd 📷 Dittrich / Unsplash

Yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte şirketler, çalışan verimliliğini artırma baskısı altında kalırken, yeni bir araştırma bu hedefin ne kadar karmaşık olduğunu ortaya koydu. Microsoft'un 2025 İş Eğilimleri Endeksi'ne göre, liderlerin yüzde 53'ü verimliliğin artırılması gerektiğini belirtirken, küresel çalışanların yüzde 80'i işi tamamlamak için yeterli zaman ya da enerjiye sahip olmadığını ifade ediyor. Bu durum, teknolojinin sunduğu imkânlara rağmen çalışma biçimlerindeki sorunların derinliğini gözler önüne seriyor.

Veriler, teknolojinin yalnızca verimliliği artırmada yetersiz kaldığını, aynı zamanda çalışma süreçlerinin yeniden yapılandırılmasını gerektirdiğini gösteriyor. Araştırmalar, çalışanların yüzde 23 daha fazla kârlılık, yüzde 18 daha yüksek satış verimliliği ve yüzde 78 daha düşük devamsızlık oranları sunduğu ekiplerin, daha az motive olanlara kıyasla belirgin farklar yarattığını ortaya koyuyor. Bu sonuçlar, bireysel performansın ötesinde, takım dinamiklerinin ve iş birliğinin önemini vurguluyor.

Uzmanlar, verimlilik artışının sadece yeni yazılımlar ya da otomasyon araçlarıyla değil, çalışma süreçlerinin kökten değiştirilmesiyle mümkün olduğunu belirtiyor. McKinsey'in verilerine göre, farklı yeteneklere sahip ekiplerin birlikte çalışması, etkili bir şekilde uygulandığında verimlilikte yüzde 30'a varan artışlar sağlayabiliyor. Bu da, verimlilik artışının bireysel değil, takım bazında ele alınması gerektiğine işaret ediyor.

Deloitte'un 2026 araştırmasına göre, liderlerin yüzde 85'i organizasyonun ve çalışanların uyum yeteneğini artırmanın kritik olduğunu düşünürken, yalnızca yüzde 7'si bu süreci yönetebildiğini ifade ediyor. Aynı araştırma, liderlerin sadece yüzde 6'sının insan ve yapay zekâ arasındaki etkileşimleri yeniden tasarlama konusunda ilerleme kaydettiğini gösteriyor. Bu durum, teknolojinin benimsenmesinden öte, çalışma sistemlerinin insan ve makine arasında daha bütünleşik bir şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğini ortaya koyuyor.

Uzmanlar, liderlerin sadece hangi aracın hangi görevi hızlandıracağını değil, otomasyon sonrasında hangi işlerin var olması gerektiğini ve hangi kararların insan sorumluluğunda kalması gerektiğini sorgulaması gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, farklı disiplinlerden gelen bakış açılarının önemini de artırıyor. Teknik bilgiyle donanmış bir çalışan, bir soruna farklı bir çözüm getirirken, satış, operasyon ya da müşteri hizmetleri alanından gelen bir başka çalışan da teknolojik analizlerde görülmeyen sonuçları fark edebiliyor.

Haberi Startupi verdi.