Büyüme · 3 Kasım 2026

Ayrıca şu dilde de yayımlandı Deutsch, Español, Italiano, Norsk, العربية, हिन्दी, Русский, עברית

İngiltere'nin Avrupa Birliği'ne Dönüşü Zor Ancak Mümkün Olarak Değerlendiriliyor

orange crane on top of building
Frames For Your Heart / Unsplash

Birleşik Krallık, Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının ardından yaşanan ekonomik zorluklar ve değişen kamuoyu algısı nedeniyle birliğe yeniden katılma ihtimalini tartışmaya başlamıştır. Konunun önde gelen uzmanlarından biri olan Anand Menon, bu sürecin son derece güç olacağını ancak teknik olarak mümkün bulunduğunu belirtmiştir. Business Insider PL tarafından yayınlanan habere göre, uzmanlar Brexit'in ülkenin tüm sorunlarının tek nedeni olmadığını, fakat mevcut krizleri derinleştirdiği konusunda hemfikirdir.

Ekonomik veriler, Birleşik Krallık ekonomisinin ayrılık kararından bu yana, ülkenin birlik içinde kalacağı senaryoya kıyasla yüzde dört ile yüzde sekiz arasında bir küçülme yaşadığını göstermektedir. Uzmanlar, bu daralmanın temelinde yatan sebebin sadece Brexit olmadığını, zira ekonominin ayrılıktan önceki yirmi yıl boyunca da tatmin edici bir büyüme hızı yakalayamadığını vurgulamaktadır. Yirmi yıl süren düşük performansın halkta siyasi partilere karşı bir bıkkınlık yarattığı ve bu durumun alternatif siyasi hareketlere olan desteği artırdığı ifade edilmektedir.

Göç politikaları konusunda Brexit sonrası dönemde köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Avrupa Birliği vatandaşlarından gelen göç dengesi eksiye düşerken, Hindistan, Nijerya ve Endonezya gibi Avrupa dışı ülkelerden gelen göçte büyük bir artış kaydedilmiştir. Göç dengesinin hızla düşmeye devam etmesi, ekonominin insan kaynağına duyduğu ihtiyaç nedeniyle gelecekte kabul edilebilir seviyeler üzerine yeni tartışmaları beraberinde getirecektir. Enerji ve iklim politikalarında ise bağımsız bir ulusal strateji oluşturulamadığı ve birlik üyeliği sırasında üstlenilen sıfır net emisyon taahhütlerine bağlı kalındığı belirtilmektedir.

Ülke şu anda yaşam maliyeti krizi ve artan enerji fiyatları ile mücadele etmektedir. Hükümet, önümüzdeki yılın bütçe taslağında İngiltere'deki yaklaşık yirmi milyon haneye yüz sterlin tutarında tek seferlik bir enerji desteği ödemeyi planlamaktadır. Uzmanlar, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve yaşam maliyeti krizinin aşılabilmesi için ekonomik büyümenin tetiklenmesinin şart olduğunu, bunun da ancak konuya odaklanan bir yönetimle mümkün olabileceğini savunmaktadır.

Siyasi özerklik ve ekonomik büyüme arasındaki tercih, Brexit tartışmalarının merkezinde yer almaya devam etmektedir. Birleşik Krallık, göç politikaları, ticaret anlaşmaları ve finansal hizmetler gibi alanlarda kendi düzenlemelerini yapma özgürlüğü kazanmıştır. Ancak Avrupa Birliği'nin en büyük ticaret ortağı olması nedeniyle tek pazara erişimin kısıtlanması ekonomi üzerinde ciddi negatif etkiler yaratmıştır. Siyasi özgürlüğü önemseyenler ayrılığı bir başarı olarak görürken, ekonomik maliyetleri ön planda tutanlar için bu durum yüksek bir bedel olarak değerlendirilmektedir.

Geleceğe yönelik olarak, İşçi Partisi'nden Andy Burnham'ın başbakanlık görevine başlamasının ardından Avrupa Birliği ile ilişkilerin sıkılaştırılması yönünde adımlar atılmaktadır. Gençlerin hareketliliği, gıda ve içecek ticaretindeki kolaylıklar ile karbon emisyon limitlerinin değişimi gibi konuları kapsayan resmi bir zirvenin Brüksel'de düzenlenmesi planlanmaktadır. Burnham, Avrupa Birliği'ne yeniden üyelik hedefini kişisel bir amaç olarak belirlediğini açıkça ifade etmiştir. Jeopolitik açıdan ise ABD'deki olası siyasi değişimlerin Batı ittifakı ve Avrupa güvenliği üzerinde risk oluşturabileceği uyarısı yapılmaktadır.